Skip to Main Content
It looks like you're using Internet Explorer 11 or older. This website works best with modern browsers such as the latest versions of Chrome, Firefox, Safari, and Edge. If you continue with this browser, you may see unexpected results.

SKL Kitap Kulübü / SKL Book Club

Kitap kulübü, okuma listesi ve etkinlik tarihleri hakkında bilgiler içeren rehber. / This libguide includes information about the Book Club, reading list and event details.

Seçilen Kitaplar / Chosen Books

     16 Aralık- 6 Ocak / 16 December- 6 January

      Stefan Zweig's Fantastic Night

 

     26 Kasım - 16 Aralık / 26 November- 16 December

      Nikos Kazantzakis- Zorba the Greek

First published in 1946, Zorba the Greek, is, on one hand, the story of a Greek working man named Zorba, a passionate lover of life, the unnamed narrator who he accompanies to Crete to work in a lignite mine, and the men and women of the town where they settle. On the other hand it is the story of God and man, The Devil and the Saints; the struggle of men to find their souls and purpose in life and it is about love, courage and faith.

Zorba has been acclaimed as one of the truly memorable creations of literature—a character created on a huge scale in the tradition of Falstaff and Sancho Panza. His years have not dimmed the gusto and amazement with which he responds to all life offers him, whether he is working in the mine, confronting mad monks in a mountain monastery, embellishing the tales of his life or making love to avoid sin. Zorba’s life is rich with all the joys and sorrows that living brings and his example awakens in the narrator an understanding of the true meaning of humanity. This is one of the greatest life-affirming novels of our time.
 

  • Available copies at the Reserve desk where you can borrow them for a day. This is how they can be easily circulated among those of you wanting to read the book. You can find the book in Turkish, in French and in Greek.

     18 Kasım - 25 Kasım / 18November- 25 November

      George Orwell- 1984

George Orwell's masterpiece 1984—the title derived by reversing the last digits of the year of its completion—is a dystopian novel depicting an oligarchical, collectivist society. Winston Smith, the protagonist, practices "thoughtcrime"—he lets his mind wander in ways the government would disapprove of—and it is through him that we discover the atrocities of the society. Orwell wrote this novel after he wrote Animal Farm; both works wanted to depict the downfalls of a Communist regime. 1984 has been particularly influential, and one of its creations, "Big Brother," has found a prominent place in pop culture. Ironically, the book has, at times, been challenged for being intellectually dangerous, even to the point of being banned. Its influence, however, remains unmatched and its message unforgotten.

  • Available copies at the Reserve desk where you can borrow them for 3 hours. This is how they can be easily circulated among those of you wanting to read the book. You can find the book both in Turkish (2 copies) and in English (1 copy).

  • You can read the book online through the Internet Archive: https://archive.org/details/Orwell1984preywo 

     1 Mayıs- 14 Mayıs / 1 May- 14 May

      Latife Tekin- Sevgili Arsız Ölüm

“1957 yılında Kayseri’nin Bünyan kasabasına bağlı Karacefen köyünde doğdum. Yürümeyi öğrenir öğrenmez okula başladım.Okul, evimizin erkek odasıydı. Sedirlerin altında cinlerle oynaşırken okumayı, yazmayı öğrendim. Karacefenk’te sedirlerin altında cinler ve periler yaşardı. Çocukluğum onların arasında geçti. Gizlice onların derneğine girdim. Evlerini gezdim. Düğünlerine gittim. Dillerini,gündüz ve gece oyunlarını öğrendim. Babam İstanbul’da çalışırdı. Annemin yüreği yaralı, garip bir kadın olduğunu kim söyledi bana şimdi unuttum. Okuyup yazar, dikiş diker, iğne yapar, Kürtçe ve Arapça bilirdi. Köye gelen çingenelere adını duymadığım yerleri, insanları sorardı.

Onun geçmişini aranıp durması çocukluğuma bulaşan ilk acıydı. Babam İstanbul’dan torba dolusu parayla döner, köyü başına toplardı. Evimiz tuhaf aletlerle doluydu. Ne işe yaradığını anlamadığım büyülü demirler. Zemberekli saat, radyo, gramofon, mavi kocaman bir yolcu otobüsü, patos, tulumba, kamyon ve traktör.

1966 yılında İstanbul’a geldim. Çocukluğum keskin bir acıyla ikiye bölündü sanki. Gerçekleşmeyen düşler, aralarında doğup büyüdüğüm insanları paramparça etti. Babam hızla işçileşti ve giderek işsiz kaldı. İki ağbim ve kardeşim inşaatlarda işe girdi. Yedi kardeşin arasından titrek bir gölge gibi sıyrılıp liseyi bitirdim. Korku ve yalnızlığın içinden okula gitmenin bedelini ödedim. İnanılmaz savrulmalar, inkâr ve baskının bin çeşidi. Kente ayak uydurabilmek için boğuşup durdum. Her yanım yara bere içinde kaldı. Boğuşurken birlikte doğup büyüdüğüm insanlardan ayrı düştüm. Ama kendi öz değerlerimi, dilimi ve o insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. Elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır. Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış bir teknikle, daha erken yazabilseydim.”

      

     15 Mayıs- 23 Mayıs / 15 May- 23 May

      Tomris Uyar- Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi

“Yani şimdi şu güzel güneşi –sanki o görsün diye– bir süre dallarında oyalayan akasya ağacı gibi, şu her gün yıkanan satılık otomobiller, onlardan yansıyan keskin Eylül güneşi gibi bu sokağın malıdır Ömer. (...) Ömer cebini yokladı, sustalıyı çıkardı.
Uzun yıllar sonra bir öpüşü anımsayan, böylelikle kendini bulan bir ağız gibi aralandı avucu.”

Hayatın şiirini dile taşıdığı öyküleriyle edebiyatın içinde daima bir “yüksek” ses olan Tomris Uyar’ın, ilk baskısı 1973’te yapılan ikinci öykü kitabı Ödeşmeler’e daha sonra Şahmeran Hikâyesi de eşlik etmişti. Aradan geçen otuz yıla rağmen edebiyatımızın hâlâ genç, güçlü, kunt öykülerini içeren Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi daima taze kalacak.

     12 Ekim - 23 Ekim / 12 October- 23 October

      Albert Camus Yabancı

"Albert Camus"nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı", aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir "varlık"ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi "Meursault", bir simge kahraman değildir, "adı" olmayan bir "Yabancı"dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. "Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir," der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

Event Photos